Dünya üzerine ayak basmış en büyük dövüşçü, ikon ve örnek bir insan olan Muhammed Ali hakkında herkesin bilmediklerini konuşalım biraz da. Dövüşçülüğü, mücadelesi ve savaş karşıtlığı bir yana, bugün büyük yıldızın inanç dünyasından biraz bahsedelim.
Muhammed Ali ailesi tarafından Baptist Kilisesine mensup bir Hristiyan olarak yetiştirildi. Annesi ve kardeşiyle sık sık kiliseyi ziyaret ederdi. 1959 yılında Ali, Nation Of İslam’ın (İslam Milleti) temsilcilerinden biriyle karşılaştı. Bu olaydan sonra Nation Of İslam’ın toplantılarına katılmaya başladı. Ali, burada mentoru olacak olan Malcolm X ile tanıştı ve 1964 yılında Cassius X olarak ismini değiştirdi. Aynı yıl tekrar ismini değiştirerek, efsaneye dönüşecek olan MUHAMMED ALİ adını aldı.
Nation Of İslam’ın, İSLAM ile tek alakası, örgütün isminde yer alması. Bu örgüt siyah ırkı yüceltmekte, orijinal insanların siyah olduğunu, beyazların ise Yakub isimli bir siyahi bilim insanı tarafından deney sonucu yaratıldığını iddia etmekte ve beyazları şeytan olarak tanımlamaktadır. Ne tezattır ki, kendi kurucuları Wallace Fard Muhammad siyahi değildir. Örgüte göre Wallace Fard Muhammad, Allah’tır. Allah’ın cismani hale bürünmüş şeklidir (Hulûl inancı). Büyük ihtimal bunda, Wallace’nin 1934 yılında ortadan kaybolması da etkili olmuştur. Bu ortadan kayboluştan sonra Elijah Muhammed örgütün başına geçmiştir. Elijah peygamberliğini ilan edip, 1975 yılındaki ölümüne kadar, siyahların üstünlüğünü vaaz etmeye devam etti. Elijah’ın ölümünden sonra oğlu Warith Deen Mohammed örgütün başına geçti. Warith örgütün tüm inançlarını reddederek, Muhammed Ali’nin gerçek İslam olarak adlandırdığı Sünni İslam çizgisine örgütü kaydırdı. Bu örgüt içerisinde bir ayrışmaya yol açtı. Warith’in tarafında olanlar ve örgütün orijinal inançlarını benimseyen Louis Farrakhan’ın tarafında olanlar. Muhammed Ali yaptığı açıklamalarda, Warith’in öğretilerini benimsediğini ve rengin önemli olmadığını söyledi.
2000’li yıllarda Muhammed Ali, Tasavvuf’a ilgi duymaya başladı. Kızına göre İnayat Khan’dan etkilenen Ali, onun tüm kitaplarını okuduktan sonra Sufizm yoluna girmişti. Bir süre sonra İnayat Khan’ın Evrensel Sufizm öğretisini de terk ederek, hayatının sonuna kadar, Nakşibendi şeyhleri ve İslam alimlerinin rehberliğinde Tasavvuf yolunu takip etti.
Spor dünyasının en büyük ikonunun inanç dünyası da bu şekilde gerçekleşmiştir. Biz Muhammed Ali’nin aradığı ruhaniyeti ve huzuru İslam-Tasavvuf yolunda bulduğuna eminiz. Umarız siz okuyucularımız da aradığınız huzuru hangi inanç, öğreti, görüş olursa olsun bulursunuz.







Yorum bırakın